sayfaya girdim, sonuçların arasında yeni bir şey yok gibiydi. ta ki kırmızı renkle işaretlenmiş ANA değerine kadar. anti nükleer antikor. pozitif. 1/320-1/1000. hemen google'ladım tabi. insanların %3-15'i arasında bir şey olmasa da pozitif çıkabiliyormuş. ama otoimmün bir hastalığa da işaret edebilirmiş. bir an için burnum sızladı, endişelendim, yarın doktora gidip sonuçları bir de onun ağzından duymak için sabırsızlandım. ama sonra ... rahatladım. bunu söylediğim için utanmam lazım belki de bilmiyorum ama "sonunda!" diye düşündüm. bir sene önce ara ara çok keskin şekilde başlayan, temmuz ayından beriyse her hafta iki üç gün vücudumun ağrıdığına sonunda "inanılır" bir kanıt diye. çünkü aylardır "d vitaminin düşüktür, magnezyum alsan iyi gelir, kansızlık net vardır sende o yüzden, kilo aldığına göre hareket de etmiyorsundur ondan ağrıyordur" diye sikimsonik geçiştirici laflar duymaktan o kadar sıkılmıştım ki.
onu da geçtim, yılllardır ailemi depresyonum ve anksiyetem olduğuna bile "inandıramadım." abartıyormuşum, çocukken de abartırmışım. düşman arıyormuşum. onlar beni biliyorlarmış, hep doyumsuz olmuşum. yatak döşek günlerce yattığım zaman üşengeç ya da sorumsuz oluyordum, o yüzden onların gözü önünde yatmadığımda da "depresif insanlar yataktan kalkamazlar, sense eve bile girmiyorsun gezmekten" oldum. üzüntümü yaşadığımda "neden bu kadar hassassın" ya da "sulugöz, her şeye ağla" oluyordum; duygularımı ulaşamayacağım kadar bastırdığımda ise gaddar oldum.
ama işte, sonunda bak, bir şey var, bir sorun var. BİLİYORDUM! her zamankinden kötü olduğumu ve bunun bir sebebi olması gerektiğini biliyordum! sanki kendimi de onların cümleleriyle kırbaçlıyordum da kendimi de susturabildim gibi bir rahatlık. hayatımdaki bazı değişiklikleri artık bunun -bu her neyse- arkasına sığınıp yapabileceğime de yönelik bir ... mutluluk? sadece akıl sağlığım için yapmak, yeterli bir sebep değildi sanki çünkü. çünkü sadece akıl sağlığımla ilgili olan bir şeyin "zaten evhama yatkın bir aile olduğumuzdan ya da ben kafamda kurduğumdan" aslında irade meselesi olduğu. içimde iradesiz olduğuma yönelik öyle devasa bir inanç ki sağlıklı bir hayatım olması için içten içe deliler gibi istediğim beslenme ya da hareket rutinine ANCAK ELLE TUTULUR BİR HASTALIĞIM olursa uyacağım, çünkü uymak zorunda kalacağım çıkarımı.
mikro ifadelerden makro ifadelere.. bir kaş çatmasından üstüne yürünmesine. sorulan soruya cevap verilmemesinden paylaştığın şeyin alayla geçiştirilmesine. bana böyle hissettiren herkesi karşıma alıp "bana ne yaptınız!" diye göğüslerini döve döve ağlamak istiyorum. yarın gittiğim zaman hiçbir şeyim çıkmayabilir, ileri tetkiklere başvurula da bilir, başvurulmaya da bilir. bilmiyorum. ama ellerim ağrıdığı için günlüğüme yazamadığım bu duyguları bir şekilde dökmem gerekiyordu. kendime olan inançsızlığım bugünlerde beni felç etmiyor, kendime kocaman sarılıp içimde kalmamı sağlıyor. bu gücü bulabildiğim için çok mutluyum, ne kadar tereddütle de olsa çizdiğim çizgiler için - kendime sadık kalarak geçirdiğim her an için inanılmaz müteşekkirim. kalmak istediğim yer burası.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder