28 Mart 2022 Pazartesi

doğan gün mü karanlığın ardındadır yoksa uçsuz bucaksız gece mi yutar aydınlığı?

kimdi o kimdi o kimdi o sahip

nerede ne zaman nasıldı ki öldüm

"böyle zamanlardan kendimi bir cadillac gibi hissediyorum, cilalı, mis gibi bir arabayım. sahibim bayılıyor bana. bu metaforda sahibim kim, bilmiyorum. sonra bir gün, yolda gidiyorum, güm! korkunç bir kaza oluyor, hurdaya çıkıyorum. ama sahibim için o kadar değerliyim, öyle önemliyim ki oradan buradan topluyor parçalarımı, tamir ettiriyor beni. bakma ama, o kazadan sonra galeride süs niyetine tutulmaktan başka bir boka yaramam da yola çıkıyoruz yine de. ama bir defa o kaza yaşandı ya, yirmi kilometrede bir arıza veriyorum, yolda kalıyorum. bu işte, hissettiğim şey bu. bir gün -ne zaman, bilmiyorum- bir şey -ne, bilmiyorum- oldu. o zamandan beri böyle işte."

"kim peki o sahip?"

"bilmiyorum."

"benim duyduğum şu: nisa, sen benimdin ve benimken görkemliydin, güzeldin, iyiydin veya başarılıydın, neyse ne. ama ne zamanki benim olmaktan çıktın, bak tosluyorsun. ben seni nereye nasıl sürecektiysem öyle olmadığın için bak nasıl oldun?"


-tavuk mu yumurtadan çıkar, yumurta mı tavuktan?

+arıza mısın kızım, ye geç.

 

kendi hikayemde bu kadar yalnız olmaktan o kadar yorgunum ki. bilmekten bir yandan da: benimle benzer şeyleri yaşamış insanlara da razı değilim, çünkü bu yalnızlık ne nicelikten ne nitelikten- bir kan laneti sanki amınakoyim. kemiğin içindeki bir ağrı gibi. dünyanın bütün insanları gelse dolduramaz evimi, dünyanın bütün evleri benim olsa yetmez beni sarıp saklamaya. insanlara halimi anlatmaya çalışırken boğazım düğümleniyor; bütün acım ete kemiğe bürünüp, göğsüme oturuyor. parmaklarını göz yuvalarımdan, ağzımdan, burun deliklerimden sanki suratım bir bovling topuymuş gibi geçirip kafamı paramparça ediyor. bu kadar spesifik bir şekilde bu acıyı tasvir edebilmem aslında bir başarıdır belki de. acımla yıllarca öfkeye damıtmaksızın bir an geçirmediğim düşünülürse çok zayıf bir kas benim için.

hikaye öyle orjinal de değil üstelik. elimizde avcumuzda ne varsa dökelim masaya, bakalım: iki olgunlaşmamış, sevgiyi şefkati desteği kanat germeyi iyelik olarak kodlamış ebeveyn, bunun dolayısıyla yanlış(yanlış çok da doğru bir ifade değil burada, gerçekliği duyguyla filtreleyen diyelim haydi) formüllerle meydana gelen bazı düşünsel ve duygusal süreçler, tahterevallinin ya kendin olup yapayalnızlığa mahkum edilmek ya da uyumlanıp kendini gerçekleştirememekle zehirlenmek uçları arasındaki spektruma yayılmış hayaller, istekler, gereklilikler ve eylemler. bazen kırbaç bazen üzünç olan yapabilmişlikler, yapamamışlıklar. gerçekliği duyguyla filtreleyen dedik ya hani, hah, o yüzden şiddetle, karmaşayla, -benim sevdiğim tabir- hengameyle muhatap olmaya daha meyilli bir persona. fevri veya kaçıngan veya zararlı savunma mekanizmaları ve bunların sonuçları. dualite. optimist ve pessimist. idealist ve realist. iyi ve kötü. aydınlık ve karanlık. kendin ol, yaşa ama faturası yalnız, soğuk, ölüm. istendiğince ol, aidite ama faturası sahtelik, hiçlik, ölüm. tahterevalliyi bir doğru kabul edelim etmesine de, bir doğrunun iki ucu, doğru uzadıkça uzlaşmaz ki.

e be aptal kız. e benim küçüğüm, benim yasım, benim neşem: uzlaşmasın. sen ortadaki dünyayı, bir denge noktasını, sakrumu bul. direnme artık, n'olur. n'olur su olalım, evleri alıp götüren ırmak gibi içinden geçip gidelim, içimize katalım. n'olur yanaklarımızda tuz, gözlerimizde kanla rüzgara karşı durmayalım; bedenimizi bir kumaş gibi varsın sarsın, üşüyelim ama geçecek nasılsa. yakıyor mu, eritsin ama bir görelim ne şekil alacağız? bütün çukurlara doluyor mu, dolsun; bu toprakta bir başka hayat olacağız. n'olur inansak bize? n'olur meraka sırtımızı dönmesek? n'olur beraber gitsek peşinden çalılarda kahkaha atan tilkinin? 

ne zaman ki çocukluğuma bir adım yaklaşıyorum; nefes alabiliyorum sanki. çocukken affettiğim gibi, çocukken unuttuğum gibi. ilk kinlenişimde mi saklı gizem o zaman? çocukken güldüğüm, çocukken oynadığım gibi. ilk utandığım mı? ilk yasakta veya? çocukken düşlediğim, çocukken istediğim gibi. ilk hayal kırıklığına uğradığım, ilk korktuğumda mı? nerede, ne zaman, nasıldı ki öldüm?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

act I

-act i- she enters the stage, leans on the piano.  - i've been trying to imagine how this is gonna turn out but it's not going to be...