hooked with his aura and
captive to his existence
my feet were not mine to walk towards him
secrets buried in his face, i'd kill to know them
will he ever undo his unfair spell on me?
ağaçların ve cırcır böceklerinin arasındaki o mutfaktayım hala seni her düşündüğümde. başın geriye düşmüş kahkahan hep bir sır - bu sefer de oldu, bu sefer de, peki ya şimdi?
seni korkutmadan ama avuçlarımın arasından kayma diye sımsıkı tutarken de kırıp yok etmeden nasıl sevebilirim?
the night was so silent, my mind full of falsehood
no way to hush now my prolonged sin
just like a demon, i exorcised my crime
hoping you'll understand what "us" could have been
çadırda sayıklıyordum, delirmiş gibi "lütfen gelsin, lütfen gelsin" diye, gelmezsen diye korkuyla, en son ne zaman dua ettiğimi hatırlamamanın arsızlığıyla. geldin, içinde kalmasını istememiştin, beni öptün, artık korkmadım. ilk yudumda elimden düşüp paramparça oldu şişe, sorun yok dedin, sen dediysen yoktur, korkmadım. kapkaranlıktı yol, taşlarla dolu, bizden başka herkes gitti, biz varamadık hala, çektin öptün, öptüysen korkacak bir şey yoktur, öptüm ben de, korkmadım. yürüdük kıyı boyunca, öpüştük kumların üstünde, çadırlara gitme zamanı geldiğinde ışıksız patikada kaybolduk, en kötü şurada sızar kalırız dedin, kalacaktık madem, korkmadım. gün doğdu, renkler çoğaldı, insanların yüzleri yüzümüze baktı, ben endişeden bir yumak oldum, çözdün beni, sedirdeki gövdene yasladın, korkmadım. kalbini dinledim, göğüs kafesinin içinden çıkmak istercesine bir inatla ama kararlı atan kalbini. batan güneşin kızgınlığından kısılmış gözlerle bana bakarken yakaladım seni. teninde kurumuş deniz tuzunu tattım, dünya üstünde yaratılmış hiçbir şeyin bastıramayacağı kokunu içime çektim, her dokunuşuyla kırıklarımı onaran ellerine kenetlendim. bulduğumu bildim. bu hayatı yemyeşil bir bahçede şen şakrak bir yaz akşamı gibi geçirmek istediğim sendin, sensin.
günler, haftalar, aylar değil, yılları bile geçirdik canımınçi. gözümüzün değdiği dağların ardı yokmuşçasına kabak'ta o sahildeyiz. aynı üç geceye uyuyup aynı dört güne uyanıyoruz. seni tanımak, seni bilmek, sence bilinmek kabak'ta kurduğumuz o eve odalar oldu sadece, ama biz hep o evdeyiz. hayatım boyunca köklerimi aldım, sardım boynuma ve koştum hep, salacak bir toprak bulmak için. bulduğumu biliyorum. ve bunun için "ben sana teşekkür ederim, beni sen öptün."
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder