kucakladım köklerimi sardım boynuma
koştum koştum yol ayrımına dek
peki şimdi buradan nereye, monsieur?onunla hiçbir şey yapamam
(toprak yalnız zehir sürdü damarlarıma)
ona da
zira gördü beni topraktan çekilirken
(kökinatlakavramıyortoprağı*) e kurut madem.
bir ibadet gibi tutunayım
parmaklarımın saplandığı yerde kan biriksin ister de
ben bahçedeki diken gibi
dikendeki inat gibi
inadımdan değil ama, kendim gibi
batıyorum gözüne
ağrısı oluyorum söküp atacağında
toprak diye saplandığım elin
sızlayacak orada
elinin nizamındaki anomalide
canının -acıdı diye- attığı yerde
sızlattığımla bilecek
dikenin her mevsim aynı yerde biteceğini
kökünü kurutsa bahçenin sararacağını
dikene mecbur olduğunu
ama o güne dek, ne kökü alla'sen, monsieur?
*ismet özel
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder